benimki

pron. mine
* * *
mine (n.)

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • benimki — sf. 1) Benim olan, benimle ilgili olan 2) zm., tkz. Kadınların kocalarından, kocaların karılarından söz ederken kullandıkları söz 3) zm., alay Yakın çevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • seninki can da benimki patlıcan mı? — tkz. senin canının değeri var da benimkinin değeri yok mu anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bile bile lades — 1) kötü bir durumu öyle gerektiği için kabullenmiş görünme, bilerek aldanmış görünme Benimki bir yapı meselesi. Ben böyleyim. Benimki bile bile lades. Aldırmıyorum, hoşgörümü kullanıyorum. N. Meriç 2) sonucun kötü olacağını bilse bile bir işe… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Dünyanın Sonuna Doğmuşum — ist ein Song der türkischen Nu Metal Band maNga. Es ist eine der drei Singles zu ihrem dritten Album Şehr i Hüzün. Dünyanın Sonuna Doğmuşum heißt übersetzt Geburt beim Weltuntergang. Der Song schaffte es in den türkischen Billboard und Rock… …   Deutsch Wikipedia

  • bedbinlik — is., ği Kötümserlik Benimki vehim, bedbinlik, şiddetli arzularda duyulan kaybetme korkusu. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kaba saba — sf. 1) Görgüsüz Bir kaba saba, utangaç köy delikanlısının gözlerini yumarak öptüğü eller arasında benimki de vardı. R. N. Güntekin 2) Özensiz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sen — is. Teklik ikinci kişiyi gösteren söz Birleşik Sözler elimsende Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller sen ağa ben ağa, koyunları (veya inekleri) kim sağa? …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sırtlamak — i 1) Sırtına alıp yüklenmek O gece yarısı yatağı benimki sırtladı, ben çocuğu sardım, sarmaladım. H. E. Adıvar 2) mec. Birinin, bir şeyin sorumluluğunu, yükünü veya geçimini üzerine almak Gazete satan Babuş daracık omuzlarıyla bir aileyi… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bilet kesmek — 1) bileti koparıp alıcıya vermek, bilet satmak Benimki paso dedi, hanımefendiye bir bilet kes. R. H. Karay 2) mec. işine son vermek, işten uzaklaştırmak, ayırmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.